ZAMAN OLDU

Perşembe, Eylül 25, 2014


Uzun zamandır stajdı, ameliyatdı derken pek zaman ayıramadım buralara hemde hırs yaptığım bir çok şeye. Nereden başlayayım onu dahi bilemiyorum aslında yaarken daha çok şarkı belirlemekle uğraştığım gerçeğide var.

Neyse bunlar konu dışı oldu biraz. Aslında burayla uğraşamadığım yaz ayları harika bir şekilde başladı. Stajla başlayan yaz bana tamamen iyi şeyler kattı. Güzel giden her şey stajın bitmesi yani benim kafamı dağıtan yegane şey iş bitince bozulmaya uğradı. Ben her zaman dediğim şeyi diyordum yine, "Olmayınca olmuyor".

OLUM HAYAT ÇOK GÜZEL (ASLINDA TAM DEĞİLDE NEYSE)

Salı, Haziran 24, 2014
Bu aralar pek yazamadım buraya ama olsun geçerli nedenlerim var kendimce. Staj başladı staj ! Hem de ne staj neresini anlatayım onu da bilemiyorum neyse bir yerden başlamak lazım

Hayatımda tanımadığım bir çok yere gittim bir çok insanla konuştum ama sanırım bu en tedirgin olduğum durum olsa gerek. Sonuçta bu insanlarla tek ortak yönümün ilk başta sadece gazetecilik veya muhabirlik olmasıydı. İlk haftam harika geçsede buna haberlerimin yayınlanmasının heyecanı da eklendi tabi, ikinci haftada gerçek kendini gün yüzüne çıkardı... 9-5 MESAİYİ UNUT !

ÖĞRENCİLİK = YORGUNLUK

Salı, Haziran 10, 2014
İşin açıkcası başlıkta belirttiğim üzere bütün düşüncem bu yönde. Bu aslında biraz önceki bir muhabbet sonrası aklıma gelen bir durum. Hali hazırda final haftasından çıkmış bir gün sonrasında kurs sınavı olan bir öğrenci olarak ciddi anlamda yorulduğumu belirtmek isterim.

Ben aslında ilk başta üniversite kazandığımda fotoğraflara bakıp bu okulun çoktan beş hiç bilemedim altı sene olacağı kanısındaydım da nereden çıktı böyle sınavlar ? Belki yaşı ilerleyen hatırlamazda o fotokopi odasına gidilen an belki de benim ömrümden ömür alan durumdur. Daha fenası ise ülkede ki büyük üniversitelerin etkinliklerine öğrencilerine bakıp iç çekmek olabilir.

UFAK BİR AÇIKLAMA

Salı, Mayıs 27, 2014
Yukarıda görüyor olduğunuz fotoğraf yazıların çoğunda görülen fotoğrafdır. Aslında mantıklı bir öneri sonrası sürekli bu fotoğrafın bulunduğunu fark ettim. İnternet üzerinden aldığım fotoğrafa uzun uzun baktım ve şunu fark ettim ki benim yazılarımın geneli için en mantıklı olan fotoğraf ta kendisi.

ESKİLER

Sanırım bu görüşümden vazgeçmeme konusunda olan kararım halen devam etmekte. Bazı insanlar vardır çocuk ruhludurlar mesela çoğu zaman hoşgörülürler hatta fakat bazı insanlar var ki tenzih ederek söylemekte yarar var ufak şeylerle kendilerini kendilerine hapsedebilmeyi başarabilen insanlar.

Bu insanların kendilerini olduklarından daha olgun gösterme çabaları vardır hani işte ben buna tamamen karşı bir yaklaşım içindeyim. Herkesin derdi, yaşadıkları ve hayatı kendine zordur kendine büyüktür görüşü bizim toplum yaşamımızda kendini sıkça gösteren şeylerden. İnsanların ise bunlardan sonra değişmeleri ve gelişmeleri ise en büyük gerçek ama o içinizde ki ezilmiş kola kutusunun peşinden koşan devi ne zaman nerede bıraktınız ?

Bunaltı Gibi Ama Pek Değil Aslında

Pazar, Mayıs 25, 2014
Ben her zaman aslında her zaman derken son 4-5 senedir mantığa sığınan bir insan oldum hep. Düşündüğüm mantığın her şeyi çözebileceği mantığın gerek ilişki gerek (çalışmadığıma göre) eğitim ve aklıma gelen son şey sosyal hayatta duygu denilen zıkkımdan bir adım önde olduğunu düşündüm ama orası öyle değilmiş pek onu idrak etmem sancılı oldu ki hatta bu sancılar devam etmekte.

Bu sırada zaten gerçeklik olarak söylüyorum bunu mental veya soyut bir olay değil nefesim dahi kesilme noktasına geldi. Çünki sürekli mantık hali içerisinde olduğumdan ki şu an bir sevilme açlığı hissetmekteyim en güçlü şekilde bunu mantığımla halletmeye çalıştım yani "Abi kız dediğin şöyle böyle vs vs" derken bir anda karşımda "Mal mısın lan ? Öyle iş mi olur ?" diyen insanlar güruhuyla karşı karşıya kaldım ki ben kolay kolay inanan veya dinleyen bir insan olmadığım halde bu duruma hak vermiş durumdayım.

DEĞİŞİM ?

Cuma, Mayıs 23, 2014
Kafam yani tabi genelleyerek söylenmiş bir şey durmak üzere sanırım. Yine daha doğrusu yeniden kendimle ilgili bir çıkış göremediğim durumlar yaşamaktayım sanıyorum. Sanırım günümüz de biraz bencil bir hal almış durumdayım farkında olmadan.

Belirli zamanlarda belirli konularda yönlendirilme durumlarına uğradığım için ve bunun yanında artık yaş büyüdükçe insanlar kendi durumlarına kendi hallerine yöneldikleri için biraz yalnızlık hissine kapılmış olmam normal diye düşünüyorum kendi adıma. Alışık olmadığım bu durumu toparlıyamıyorum yalnızca.

Aklıma Gelen Bir Kaç Şey Var

Salı, Mayıs 20, 2014
Benim sanırım biraz görüşüm farklı ki niye böyle başladım anlayabilmiş değilim ama neyse şöyle bir durum var ki kafamı baya bulandırıyor.

Her zaman normal şartlarda yaşayan bir insanın bir kere söylenince o an düşünülen şeyi veya belirtilmek istenen olayı anlayabileceğini düşünmüşümdür. Yani şöyle ki insanlara işte şunu yapma hoşlanmıyorum veya abi durum böyle böyle dendiğinde gibi olayları kast ediyorum.

Kimilerine anlam verebiliyorum yani bu duruma ters düşenlere zaten uğraşı olmadığından oluyor ya. Diğer durumda ise yani kafası basan argo tabirle bir insan niye anlamaz ki bu durumu ? 

Bu bana kalırsa "Ben senin üstünde bir iradeyim" yani "Seni dinleme veya senin ne düşüneceğini düşünme gibi bir zahmete katlanamam" demek oluyor. İyide bu neden yapılır ? Ben şahsen bu gibi durumlarda içimden deli gibi küfür etmeye başlıyorum yani bu durumlarda sağlıklı düşünemiyorum pek. Hani bazı insanlar vardır ya hazır cevap, patlatır cevabını ve bu tavırda bulunan bir insan açıkçası ağzının payını alıp gider işte ben o insanlardan değilim sanırım.

Anlatamamak mı ? Anlaşılmamak mı ? Bir saniye..

Pazartesi, Mayıs 19, 2014
Şimdi ya benim gelen sıkıntım olan konuşamama sıkıntım aşikar bilinen bir durum zaten. Benim anlayamadığım kısım ise önemli şeyleri konuştuğum nadir zamanlarda niye anlatamadığım veya zaten yarım yamalak anlattığım şeylerin anlaşılmaması.

Burada tabi ki kimseye bir şey demiyorum zaten olan sıkıntı bende. O konuştuğum zamanlarda bazen patavatsız bir şekilde pat diye konuştuğumdan aldığım reaksiyon haliyle her zaman olumlu halde olmuyor. Bu da bende haliyle biraz konuşmasam daha iyi olur mantığı oluşturuyor içten içe.

Denemeden bilinemez fikrini az çok benimsediğimden dolayı da bu olumsuz duruma pek aldırmayıp düşündüğüm ve hissettiğim şeyleri biraz çekingenlik etkeniyle birlikte olsa da söylemeye ya da söylemeyi denemeye çalışıyorum.

İşin açıkçası söylediğim şeyleri çoğu zaman düşünmüyorum bile. Önceden durum veya kişiyle ilgili düşündüklerim bazen en alakasız durumlarda ortaya çıkarken bazen de konuşmak için belli bir zamanı bekliyorum da niye bekliyorum onu bende anlayabilmiş değilim aslın da.

Sonuç olarak benim çözmem gereken asıl sıkıntı anlatabilme sıkıntısını bir şekilde yok etmek olsa gerek.

Bilemedim bu sefer

Şimdi anlamadığım şey bu konuşma veya konuşamama durumları fazla sosyallikten mi geçiyor yoksa bir şeyler okuyup geliştirmekten mi ?

Sonuç olarak belli bir dönemi bir amaç uğruna hapis gibi yaşamaktayım bakıldığında bunun sonucu olarak da sosyallik durumu sıfırı bulmuş durumda. E tabi bunun en büyük dezavantajıysa sağlam bir iletişim kopukluğu oldu.

Tabi yeni durumlara konulara aşina olunmadığı için bu durumda konuşulacak çok şey çıkmıyor ortaya ve bunun yanın da internet biraz sınırlı kalıyor. Yani tabi gündemde ve bunun gibi şeyler de değişen şeyler var ama ciddiyeti olmayan konular ? Bunlar pek bilinmediği için biraz sorun yaratıyor bana. Farkında olmadan aynı şeyleri tekrarlıyorum kiminle konuşursam konuşayım. Haliyle bu da konuşmayı hiç bir yere bağlamıyor. Bunu çözmem gerektiğinin farkındayım aslında neyse.

Gerçekçi Olma Denemesi

Çarşamba, Mayıs 14, 2014
Nereden aklıma girdide buraya geldim şimdi hiç bir fikrim yok işin açıkcası neyse yine sararım sanırım.

Baktığımda ne olduysa önyargıdan olmuş lan bana. Aslında bildiğin can sıkıcı bir durum kendi adıma önyargılarımı en alt seviyede tutma çabasındayken sağlam önyargıları karşılama kısmı bu hevesimi sağlam bir şekilde baltalıyor. 

Bu da benim için insanların tarzlarından oluşan tür diye bir olayı ortaya çıkarıyor. Ciddi anlamda şöyle bir durum var ki bu benim isteğim doğrultusun da olan bir şeyde değil. 

Bunun yanındaysa insanların sürekli fakat ciddi olan bir eleştirme yani kişisel olarak eleştirme durumu var. Bunu yapan ise öyle önemi olmayan hani sadece merhaba denilen kişiler var ya işte onlar. En nihayetinde verilen cevap değişmiyor tabi : " Sanane lan ?". Bunu anlamak bu kadar fazla mı zeka gerektiriyor cidden ?

Anladığım Kadarıyla

Cuma, Mayıs 09, 2014
Çoğu zaman yaptığım şeylerde hiç bir zaman durma fikri gelmiyor aklıma.

Ne bileyim inandığım şeyleri yapmak insanları zerre dinlememe isteği cidden ağır basıyor bana. Ben her zaman duruyorum çok insan yoktu yani etrafımda kendi kendime büyüdüm biraz tabi ki bu burnu havada olmayla aynı şey değil. Kendim öğrendim. Mesela ilk öğrendiğim şey kendimin önüne kimseyi koymamak oldu.

Bunu ufak bir deneyimden sonra öğrendiğimde bencil oldum. Bundan kurtulduğumda ortayı buldum belkide.

Çoğu zamanda fark ettim ki kendimi sürekli yıkan üzen aslında yine benim. Kafama taktığım şeyleri üstelediğim inat ettiğim hatta üzüldüğüm şeyleri bile gözardı etmeye başladım bununla beraber gülmeyi , gülmekle beraber de kötü durumları kendimden uzakta tutabileceğimi fark ettim.

Karalama Zamanı

Çarşamba, Nisan 30, 2014
Bazen böyle kalabalık olduğunda sokakta filan kafam patlayacak gibi oluyor seslerden. Sıkıntının tamamen sokaktan veya ortamdan hadi hiç olmadı insanlardan kaynaklı olduğu kanısı hakimdi hep şu zamana kadar fakat yavaş yavaş jeton düşünce sıkıntının bende olduğunu görmemem için hiç bir neden olmadığını fark ettim.

Sıkıntı şu ki ben kendimi yalnız kalmaya alıştırmışım veya etkenler tarafından biraz buna maruz kalmışım sanırım.

Ne bileyim derin bir sessizlik benim en mutlu olduğum zamanlar ki şöyle bir durumda var ben konuşmadan derdimi ne kadar anlatabiliyorum o da soru işareti.

İnsanların hakkımda belirli yargılara varmasını veya bana bir kılıf uydurmalarını anlayışla karşılıyorum yani kendini açmayan konuşmayan bir insanı ne kadar tanıyabilirsin ki ? Aynı zamanda da bu insanların sorunlarını cidden merak eder haldeyim benimle konuşmamış iletişime geçme zahmetin de bile bulunmamış kişiler ağızlarını açtıkların da dünyadan tiksinir hale geliyorum.

Biraz fazla karamsar olduğunun farkındayım olayların ama ben konuşabilen bir insan değilim niye değilim orası zaten ayrı bir konu tabi benim için. 

Özetle durum budur. 

Durum

Cuma, Nisan 25, 2014
Yahu şimdi benim anlamadığım nokta niye bir abartı var hep.

Durumların,sözlerin abartılması ? Olmasa olmaz tabi böyle bir durum da var. Böyle önemli biri olmaya da gerek yok çünkü insanların konuşması gereken bir şeylere ihtiyacı var değil mi ?

Tabi durumlar biraz değişken oluyor gerçi ne olduğunun da bir önemi yok yani konu olarak.

Ben şahsen durumdan rahatsız değilim ama konuştukça niye yanlış anlaşıldığı mı veya bazen niye söylemem gereken şeyi söylemediğimi merak eder haldeyim. En azından ona benzer bir şey de söylenebilir ama ben tercihen susmayı seçiyorum.

Cidden kendimi üstün görme gibi bir çabam yok ama bazen de kırılıyor muyum acaba bir şeylere artık yavaştan ? Yani bu gülme olayı acaba kesin çözüm mü diye düşünüyorum sorguluyorum ama selimde olanın ya da kalanın da bu olduğunun farkındayım açıkcası.

Sonuçta belli başlı yapmam gereken şeyler yaşamam gereken bir hayat olduğunun farkındayım  nereye kadar olan veya olmayan şeyleri kafama takabilirim ki ?

Sonuç olarak her ne kadar böyle iyi olsam da daha iyi olmak için uğraşıyorum en azından biraz daha çoğul olabilmek yani.

Evde Kalabilme Çabalarım

Pazartesi, Nisan 14, 2014
Aslında başlık biraz saçma oldu denebilir ama durumun özeti böyle.

Şöyle ki dışarı çıkarken iki bira içerken çok nadir olarak insanları aradığım doğrudur bu bana kendi yaşadıklarımın getirisi olan bir durum. Tamam ben insanlarla oturmaktan keyif alıyorum ama ne biliyim hadi buluşalım o zaman demekten zevk almıyorum.

Zaten insanlarla kendim hakkında en ufak bir şey bile paylaşamıyorum bu güvensizlik safsatalarından değil ben direk konuşmayı beceremiyorum. Araya kaynamasın biraz da insanların ağzının torba olmadığının yani bazılarının öyle olduğunu biliyorum.

Bir de çelişkiler var evin kapısını anahtarla açmaya bayılan ben zilede basmak istiyorum da sonradan n'oluyor lan sorularıyla kafamı bunaltıyorum.

Bu çok karamsar bir yazı oldu ama neyse artık.

İşin özü şu ki yalnızlığa daha doğrusu özgürlüğüme bayılıyorum ama bunun yanında onun içinde kaybolma korkusu beni en çok düşündüren şey.

Aslında küçükken bile doktorluk ne biliyim başka şeylerin hayali yerine bunu düşünürdüm ki benim özgürlük anlayışım senin anladığın hiç değil buna da kavuştum ama şimdi duvarın önünde öyle duruyorum.


Mutlu Olma Eylemi

Perşembe, Nisan 10, 2014
Başlıkla alakalı olarak benim sürekli tekrarladığım durum.

Her zaman derim insanlara yüzdeki kasları çalıştırmak çok zor bir durum değil diye bunu söylüyor olmamın sebebi ise mutlu olmanın temeli olarak gülmeyi bilmek diye düşünmem olsa gerek.

Ama şimdi düşünsenize bir cidden öyle değil mi yani benim bütün mantık yollarım buna çıkıyor aslında.

Durumlar farklı olabilir mutlu olmanın yolları filan bunlar saçmalık aslında milyon tane yolu var en az benim bildiğim yani demeye çalıştığım kimsenin aklıyla olmaz. Mesela bana sorsan ben müzik dinlerken,içten içe gülerken,kahve içerken daha uzar gider de neyse ben mutlu oluyorum böyle şeylerle.

Olan Olmayan

Pazartesi, Nisan 07, 2014
Ya baktığında şöyle bir durum var bazı muhabbetler insana keyif verirken bazıları çok boğuyor ve insan bu durumlarda zorakilik hissediyor. Buna etken olarak bir durum şu var ki ön yargı basit bir anlatımla seni kabuğuna göre değerlendirip seni tanıdığını zanneden fakat bugüne kadar seninle bir kelam etmemiş insanlar.

Neden böyle iddialar var merak ederim hep sanırım ki altta kalmamak olsa gerek. Bazı konular gelir ya da sen daha deneyimlisindir ama altta kalmamak burda yine ortaya çıkar. Aslında insanlar egosu bir çok şeyin önüne geçmekte sanırım.

Konuşmak Sanırım Konu O Olsa Gerek

Perşembe, Mart 27, 2014
Aslında şarkıdan etkilenip yazmak ama bu neyse ben devam edeyim.

Ben hiç bir zaman derdimden gocunan bir insan olmadım yani anlatmaktan çekinen. Yeni tanıştığım bir insana anlattıklarımla neredeyse on beş seneyi devireceğim arkadaşıma anlattığım şeyler kelimesi kelimesine aynı aslında. Bundan çekinmiyor hatta aynılarını söylüyor olma sebebim ana başlıkları veriyor olmam ya da benim direk konuşamıyor yani anlatamıyor olmam. 

Düşündüm bununla ilgili aslında benim vardığım sonuç doğru kelime seçemediğim ve çabuk düşünemediğimdi. Ha tabi dışarıda ki çoğu insana bakarsak ki çoğunu da aynı zamanda tenzih ederim bu argo bir şekilde mallıktı.

Arkada Bırakma Durumu

Pazartesi, Mart 24, 2014
Şimdi şöyle bir durum var ki fark ettiğim insanlar haklıda olsa haksız da biri veya birilerini arkada bırakırken vicdan azabı ya da buna benzer veya uzakta denilebilir pişmanlık tarzı bir duygu duyuyorlar.

Haksız olduğu durum anlaşılır hatta kesin bir suretle çoğu zaman kabul edilebilir bir durum fakat giden kişi ya haklıysa ?

Bana göre bu durumda olay tamamen farklı bir boyut kazanır şöyle ki haklıysan böyle bir durumda ya cidden somut yani kastım maddi durumlar vardır gitmen gerekir bunun yanında manevi olarak bir ilişki olarak bakarsak sevgi bitmesi ilgi kaybolması arkadaşlığa bakarsan bir rahatsız etme durumları. Sonuçta bu konuda bence vicdan azabı duyulmamalı aksine kişi mutlu olmalıdır bu doğru söylemektir bana göre.

Olmayınca Tabi.

Perşembe, Mart 20, 2014
Ben olumsuz hallerde umudunu yitirmeyen bir insan olmayı kendim seçmedim doğuştan böyle olduğum su götürmez bir gerçek olarak benimle yaşıyor.

Hayatımda hiç bir zaman bir kere olmayan bir şeyi zorlamadım yapmam da lan zaten. Kafaya takmaya giriyor bu ama ben kafamın boş olmasından fazlasıyla hoşnut bir haldeyim bu da var.

Şimdi şu anlaşılmayan noktaya gelelim ben çoğu zaman susar oturur tipte bir insanım onun dışına hiç bir zaman çıkmadım. Hem ben konuşmayı sevmem hem de vereceğim cevap genelde ters olacağı için susmayı tercih ederim  bunun zararını hiç görmedim ya da benim başıma hiç gelmedi bu.

Kendimi hiç bir zaman gizemli biri olarak da tanıtmadım işin açıkcası. Ama şu var ki beni bile anlamaya yetmiyor bazen olmuyor abi olmayınca. Sonra tabi bunu düşünmesi bana kalıyor hatta ulan kör müsün ya ? şeklinde yakarışlarım bile oluyor.

Biraz Biraz

Pazar, Şubat 23, 2014
Ne zamandır ne yaptığımı bilmiyorum ama eskiye döndüğümün farkındayım aslında.

Ya sonuçta şöyle bakarsak olaya mantıklı ve gülen bir eski ben olma yolunda sorunsuz bir şekilde ilerliyorum sanırım.

Bu biraz sancılı oluyor tabi haliyle ama buna değdi mi ? KESİNLİKLE !

Her güne üstüne katarak mutlu uyanmak her güne umut dolu bakma işte bu asıl olan benim en azından benim tanıdığım ben buyum. Olumsuzlukları görmezden gelip Polyanna olacağım anlamına gelmiyor tabi ki ben hayatımda asla pembe gözlükler istemiyorum istemedim de.

Sadece bütün uğraşım kendimi mutlu etmek. Herkesin derdi kendine büyük lafını her zaman savunurum ama bende kendime büyük gelmeye başlayınca artık bunlara bir son verilmesi gerektiğini düşündüm.

Merhaba ben eski BEN !

Sonra diyorum ki

Perşembe, Şubat 20, 2014
Ben aslında en az seviyede dert edinebilen bol mutluluğu seven bir insanım.

Yani olumsuzlukları kafaya takamıyorum pek olmuyor yani.

Bir de benim de herkes gibi huylarım var ama bazen bunlar sert mi kaçıyor diye de düşünüyorum. Mesela bir erkeğe göre fazla duygusal olduğumu düşündüm hep. Ya değilsem ne bileyim sonuçta ben hayatında hediye almamış ben mesela en basitinden.

Bir de şu var ki ben zamanı tutturamıyorum. Doğru olan yanlış olan zamanı göremiyorum öyle ne bileyim geldiği zaman yapıyorum bir şeyler ki bak ben ondanda kaybediyor olabilirim.

Ordan Burdan (Yine)

Son zamanlarda yani tarif edilemez bu mutluyum.

Bu kadar her şey yolunda bu kadar güzel olmamıştı uzun zamandır. Bundan kastım yüzde yüz bi şekilde hiç bir şeyin ters gitmemesi olsa gerek. Fakat ben yine biraz eksik hissediyorum her zaman ki gibi ama şunun farkındayım bu sürekli böyle kalası bir durum onun farkındayım o yüzden de çok önemsemiyorum sanırım.

Aslında şu daha büyük bir olasılık ki kendime yalanda söylüyor olabilirim. Bir yandanda "Abi insan niye kendini kandırma ihtiyacı hissetsin" diye de düşünüyorum ama haksız mıyım bu konuda hiç bir fikrim yok.

Mesela benim hayattaki en büyük zevkim bir pazar kahvaltısıdır belki de bir hafta içinde ki en zevk aldığım andır ama bu şu son zamanlar çok farklı durumlara girmiş bir durum. Tabi ki kendinden hiç bir şey kaybetmedi ama bir eksik var gibi de gelmiyor değil.

Açıklama Durumları

Çarşamba, Şubat 12, 2014
Şimdi benim şöyle de bi sorunum var ki ben haklı veya haksız durumlarda kimseye derdimi anlatamıyorum kitlenip kalıyorum daha doğrusu.

Bunun haksızlık yanı eyvallah lan tabi kitlenir kalırsın sıvama oluyor çünki açıklama kısmı.

E ama haklı olduğum da ?

Onun çözümünü daha bulamadım. Yani bi dil damak kuruması akabinde doğru bir tabirle mal olma. Bu cevap verememe kaynaklı bir durum değil yani tabi her şeye bir cevabım var fakat bunları ağızdan dışarı yollamak işte sıkıntı orada zaten.

Eski Şeyler

Ya şimdi eski şeyler derken ilişki filan bu tarz olaylar değil tabi ki de.

Eşyadır kastım. Abi bugün bi evi karıştırayım dedim bi sürü şey buldum son 5 seneye ait e tabi biraz da duygulandım o da var.

Ama şunu farkettim ki beni mutlu eden veya üzen her şeyi bir kenara fırlatmışım. Tabi buna zaten geçmiş olaylar bir işe yaramayacak gözüylede bakılabilir ama şu an görüşlerimin tamamen değiştiğini hissediyorum açıkcası.

Asıl umudumsa her zaman olduğu gibi acaba montumun cebinde para unutmuş muyumdur lan ? düşüncesiydi. Her zaman ki gibi unutmamışım.

Bu tarz günlerde havalarda böyle saçma sapan bi düzeltme veya araştırma olayı oluyor bende ki hala onu da anlamış değilim.

Aklıma da yazacak bişey gelmiyor ki daha ne anlatayım.

Düzen saçmalığı

Pazartesi, Şubat 10, 2014
Şimdi az biraz yani çok çok az ciddiyet kullanmam lazım.

Düzen düzen deyip duruyorum da şöyle etraflıca bi düşündüm bu düzen arayışı nedir diye.

Uyku düzeni ilişki düzeni oda düzeni ot püsür bir sürü şey.

Lan aslında hepimiz belirli bi düzeni yaşıyoruz sadece amaç düzenler arası geçiş yapmak yani sıkılmak. Hani seni üzdüğü ya da ne bileyim işte abi hep düzensizlikten kaybediyorum ya dediğin  şey aslında sıkılmışsın sen abi ondandır o.

Dediğim gibi

Perşembe, Ocak 23, 2014
Şimdi şöyle bi durum var ki şahsi olarak hep bi dile dökememe durumundan kaybediyorum. Lan insanlara akıl veriyorum hep kendim kalkıp bir insana merhaba flan diyemiyorum bile o niye oluyor onu bile anlamıyorum.

Ne kadar zor olabilir aslında da işte bende sanırım bi karşıdan korkma durumu söz konusu.

Ne bilyim benim de kendime göre özelliklerim var fakat merhaba deme anı yaklaştıkça insan gözümde büyüyor benim.

Aslında demek istediğim konuşma özürlüyüm lan ben.

Bir saniye

Pazartesi, Ocak 13, 2014
Sonra dedim ki kendime bi kalk lan yataktan mal mal yatıp duruyorsun hayatına çeki düzen ver değişiklik yap bir şey yap..

Sonra da üşendim haliyle. E abi çok şey istiyorsunuz cidden şimdi şöyle bakarsak olaya ben bütün gün yatmayı seven uyuşuk adamım ha sonra da kalkar yalnızım lan diye kendime kızarım.

Denemedim değil şimdi makus talihimi yeniyim flan da tipten kaybetmem kuvvetle muhtemel bi durum tabi diğer olasılıkları ben bilemem.
Copyright @ 2013 Fikir Fazlası. Designed by Templateism | MyBloggerLab